Iassos antik kenti Milas’tan 31 kilometre uzakta üç tarafı denizlerle çevrili bir yarımadada bulunmaktadır. Mitolojiye göre, Argos’tan gelen Pelopolonnesians tarafından M.Ö. 5. yüzyılda kurulmuştur. İsmi verilen Iassos’un ise göçmenlerin başındaki kişinin adı olduğu rivayet edilmektedir. Şehrin ismi bu yüzyıldan önceki dönemdeki kayıtlarda görülmemektedir. Şehir önceleri bir ada üzerindedir, daha sonra kıstak oluşumu ile bir yarımadaya dönüşmüştür. Ana binalar yarımadanın üzerinde bulunmaktadır. Büyük şehir duvarları, su kemerleri, mezarlık ve balık pazarı adı verilen yapı duvarların dışındadır. Kazıların ortaya çıkardığı en ileri tarih M.Ö. 3000 olarak görünmektedir. Büyük İskender’in Milet’i aldığı tarih olan M.Ö.0 334 yılında Iassos yardımına gelen Pers donanmasına bir gemi bağışlamıştır. On yıl sonra, Ecbatana’da , Iasyalı olan Gorgos, Büyük İskender’in silah deposunun komutanıydı. Apollon ve Artemis o dönemde en büyük tanrılar olarak geçmekteydi. Buna karşılık Dionysos tarikatı da önemliydi, adına bir tiyatro kurulmuştu ve buradaki festival Iassos’u bir müzik ve drama merkezi yapmıştı. Şehir konseyi oluşturulduğunda (senato), orijinal bina tahminen M.Ö. 4. yüzyılda kurulmuştur, buna karşılık son dönemdeki ayarlamalar M. S. 1. yüzyılı göstermektedir. Oturduğu alan dikdörtgendir (21.80 x 25.70 metre) ve oturma sıraları (cavea) bir dairenin dörtte üçü şeklindedir. Bu dönem içerisinde binanın fonksiyonu değişmiştir: Dairesel bir merkezi alana, oturma yerlerine ve sahne önüne sahipti ve kapalı küçük bir tiyatro olarak kullanılmaktaydı. Hadrian döneminde, agorada diğer işler yürütülürken, bulöteryonun ön cephesi zengin yapısal dekorasyonlarla süslenmişti ve galerilere giden merdivenler eklenmişti. Yapımı M.Ö. 4. Yüzyıla dayanan tiyatro 1849’ta Charles Texier tarafından çizildiği dönemde hala ayaktadır. Bugün ise sadece bir parçası yaşamaktadır: Şehrin duvarları ile birlikte bunlar 1887’de İstanbul’un limandaki iskelenin yapımında kullanılmıştır. Cavea’yı tutan büyük istinat duvarı üç sıra yumuşak taşlar ile alternatif bir biçimde yontma taş bloklardan ve oluşmuş ve güneybatı tarafındaki iki adet destekle güçlendirilmiştir. Cavea tepenin yanına kadar uzanır: Sıraları kısmen taşın içine kazınmış ve kısmen de harç ile sabitlenmiş taşlardan oluşmaktadır. Tiyatro sahnesinin yapımında eski malzemenin bol miktar tekrar kullanımından anlaşılacağı üzere Roma dönemlerinde bakımdan geçmiştir. Roma tiyatro sahnesi öncekilerden daha ileri doğru yerleştirilmiştir ön cephesi neredeyse yan pasajların iç köşelerine kadar erişmektedir. Bir yerleşim bölgesi tepenin doğu tarafına, tiyatronun güneydoğu tarafının arkasına, birçok suni terasın üzerine yerleştirilmiştir. Bölge taş plakalarla döşeli ve bir kanalın üzerini örten bir yol ile birbirinden ayrılan iki sütuna sahiptir (insulae) . |